25 Temmuz 2014 Cuma

KRİTİK DURUM, MÜKEMMEL DENGE VE KAOS

KRİTİK DURUM, MÜKEMMEL DENGE VE KAOS

http://gunumuz-gelecegimiz.blogspot.com.tr/2017/02/mukemmel-denge-kaos-ve-evren.html (18.09.2017'de bu sayfaya ilintilendirilmiştir.)---------------------------------------------------------------------------------------------------
Burtay Mutlu , 25 Temmuz 2014


Bütün sistemler daha küçük sistemlerin birleşmesinden oluşur. Her sistem kendi içindeki sistemlerin dengesi sürdüğü sürece var olur. Her sistem için sibernetik bir yapı diyebiliriz.

Tüm sistemlerde düzen ile kaos arasındaki “mükemmellik noktası”; kritik noktadır.
Burada bu kritik nokta kavramının sanıldığından çok daha fazla hayatımızın içinde olan, doğal bir süreç olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Makro düzeyde bir büyük sistem (BS) ve içindeki  daha küçük birçok alt

sistemleri ele alalım.

Çok ayrıntıya inmeden büyük ve bunun bir alt düzey sistemlerini ele alalım.

Büyük sistem de (üst bir sistemin bir parçası olmakla beraber), içten bağımsız ve işlevseldir.

Bu sistem içinde;  her biri ayrı işlevi olan alt sistemlerin oluşturduğu, sinerjik bir düzen vardır.

Dıştan bakınca dengeleriyle bu düzen ve hassasiyeti ok adar incedir ki, mükemmel olarak nitelenebilir.  Çünkü düzen “kritik durum da”dır.

Alt sistemlerden birinde bir değişiklik olsa, büyük sistem içindeki denge de bozulur.

“Kritik durumu” korumak için, büyük sistem içindeki diğer alt sistemler yeniden yapılanır. Süreç yeni dengeye ulaşana/kurulana kadar sürer. Bu durum dışarıdan kaos olarak da algılanabilir.

 Bu küçük alt sistemler iki şekilde yapılanır.

  1)  Tüm alt sistemler arasındaki koordinasyon ve görev dağılımı değişir.
 Her sistemin yüklendiği görevler göreceli olarak küçük farklılıklar gösterir.

  2) Ve/veya az sayıda küçük sistem,  kendi iç (alt’ın alt’ı)sistem dengelerinde değişime uğrar. Açıkta kalan işlevi üstlenirler.

Kritik durumdaki sistemler için çeşitli örnekler var.

1) Tamamen durgun bir bardak suyu mikrodalgada ısıtın. Suyun kaynama derecesine vardığı zaman bile ısıtmaya devam edin. Suyun kayna noktasını geçeceği ama kaynamayacağı bir nokta vardır.
Bu nokta aralığı, kritik noktadır. Su molekülleri uzaktan veya mikroskopla yakından bakıldığında bile durgun, düzenli görünürler. Ama bardağa bir tuz tanesi atsanız yeter. Denge bozulur. Kaos başlar ve su kaynar.

2) Su ile aynı deneyi soğutarak da yapabilirsiniz. Özellikle bir miktar basınç üretme kapasiteniz varsa çok güzel oluyor. Kristalleşme sırasında buz içinde elektrik deşarjları gözüküyor karanlıkta J.

3)  Trafikte düzgün akan araç ve yaya trafiğini gözlemleyin. Ne kadar yoğun ve karmaşık bir düzen var ise, dengesi bozulduğunda da o kadar çok karmaşa çıkıyor.

4) Vücudumuzda her bir organ ayrı bir sistemdir. Kendi alt sistemleri de vardır.  Bir arada ve ahenkli çalışma ile vücut dengede olur. Ne zaman bir organ veya uzvumuz arızalansa, hastalansa diğer uzuv ve organlar yük kapasiteleri ve yaptıkları iş değişir.

5) Aynı sistem beyin nöron hücreleri arasında da vardır. Aralarında mükemmel bir uyum ile veri alış verişi yaparken, arada bir aksaklık çıkarsa kısa kaoslar çıkmaktadır. Düşünce akış dizgesi bozulmaktadır.
6) Aynı yapıyı sürü halinde uçan kuşlarda, balıklarda da gözlemleyebilirsiniz. Sürü haline birbirleri ile
(hala sırrı tam çözülememiş) iletişim ile herhangi birin gördüğü düşmana karşı ortak ve uyumlu hareket ederler. Aralarındaki uyum mükemmeldir.  Ancak bir saçma ile bir kuş düşse ya da yunuslar etraflarını sarıp, hava kabarcık ağı ile paniğe soksalar balıkları panik ve kaos başlar.

7)  Güneş etrafındaki gök cisimlerinin ve onlarında etrafındaki gök cisimlerinin öyle bir dengesi vardır ki, bir tanesinin yerinin değişmesi tüm sistemi değiştirir. Hatta 1 kaç santim ileri geri dünya da yaşamı yok bile edebilir.

8) Çok hızlı dönen bir topaç, mükemmel denge durumundayken, hafif bir dokunuşla dengesi bozulur. Dönüş şeklini ve açısını değiştirerek tekrar denge duruna gelmeye çalışır. Hızına ve momentum enerjisine bağlı olarak bunu sağlar veya sağlayamaz.

9) Devlet de, toplum da her zaman denge durumundadır. Eğer toplumsal kurumlarda birinde bozulma olursa, bu tüm kurumları etkiler. Hepsi yeni şartlara ve duruma göre uyum sağlamak için değişime girer.  Bazı işlevleri bırakırlar. Bazı işlevleri yüklenirler.  Bunu yaparken de kendi içlerindeki alt sistemleri tekrar düzenlerler.
Eğer yeni bir yapılanmaya geçişte, sadece bir kurumda değişiklik olursa, sinerji çöker.  Sistem kaos’a düşüp bozulur.
Ancak değişen-bozulan bir sistem ile diğer sistemler /kurumlarda değişmeyi başarırlarsa, öncekinden farklı yeni dengeler üzerine kurulmuş yeni bir sistem hayatını devam ettirir.

Aslında burada mükemmelik olarak anılan durum;  sistemin değişen durumlara karşı sinerjisini korumasıdır.
Bu noktada bulunmanın verdiği esneklik ile değişen şartlara ve koşullara, çok daha hızlı tepki verip, uyum sağlayabilmektedir.
Toplumsal hayatın her noktasında, biyolojik hayata ve fizik dünyasına kadar her noktada bu durumu görebiliriz.

Her sistem bir başka sistemin, alt sistemidir. Ve tüm sistemler değişikliklere cevap verebilmek için her zaman denge durumundadır.


=============================
(21 Aralık 2015 tarihinde eklenmiştir)

Kaos ve kritik denge? Bana göre her dengeli sistem daima kaos'un kıyısında bir "mükemmel ve kritik bir noktada" dengededir. Bu"düzen"dir.

Bu noktada olmayan sistemler bütünlüklerini kaybedip dağılırlar.
Bunun ana nedeni; kaos'un bir kargaşa olması değil, sonsuz olasılıkların sonuç toplamı olmasıdır.

"Denge noktası", her zaman en güçlü olasılıkların ortalamasından oluşur. Her sonuç olasılıkta, kendi alt olasılıkların toplam sonucudur. Yani her bir olasılık sistemi,  alt olasılıklar fraktalidir.

Kaos, Düzen, Entropi ve Evrenin Genişlemesi iç içe kavramlardır.


Entropi? Entropiyi düzenden düzensizliğe doğru eğilim olarak tanımlıyoruz.

Artan entropiyi mevcut sistem bozulması ve aynı düzenin tekrarlanamaması olarak  düşünüyoruz.

Oysa entropi evrenin ana eğilimi olan düzensizlikten, tekrar düzenliye dönüşme aracıdır.

Evrenin arka plan ışımasına incelendiğinde, binde hatta onbinde 1 gibi çok düşük farklılıklarla, nerdeyse homojen olduğu görülüyor.

Tüm madde ve enerji de neredeyse homojen olarak evrene dağılmıştır. 

Ama tam dağılmamıştır. Enerjinin bir kısmı, kütle ve dalga olarak homojenliği bozmaktadır.

Bu entropinin ana nedenidir. Ve enerji yoğunluğu tüm evrende eşitlenene kadar da sürecektir.

Evrenin genişleme dalgaları (EGD) aktif roldedir.
Örnek olarak, ılık ve durgun su dolu bir bardakdaki şekeri düşünebiliriz.
Şeker erimeye başladığında, suyun lokal yoğunluğunda değişmeler olacaktır. Su içinde (gözle görülmesede) yüksek yoğunluktan, düşük yoğunluğa doğru akıntılar oluşacaktır.
Evrendeki yoğunluk farklarıda benzer durumlara neden olur.

Eğer bardağa bir kaşık ile sürekli ritmik vurarak, enerji aktarıp dalgalara sebep olursak, süreç hızlanır.

Dalgalar, koparılmış şeker moleküllerini su içinde dağıtacaklardır. Ama şeker yoğunluğunun homojenleşme süreci biraz uzayacaktır. Çünkü bölgesel olarak hedef yoğunluk değerine yaklaşılmış olsa bile, dalgalar bu sistemleri bozacaklardır.

İşte evrendeki entropi de buna benzerdir.

Evrenin genişlemesinden kaynaklanan özdeş dalgaların dağıtıcı etkisidir.
Bu dalgalar maddenin temel parçacıkları arasındaki bağlara da enerji yükleyerek, bağların bozunmasına (çürüme-dağılma) da neden olurlar.

Entopi kaotiktir. Çünkü dalgaların ve akıntıların kaynaşarak parçacıkları bozunmaya zorlaması, kuantum alanlarına benzer kaotik ortam sonucunda oluşmaktadır. (21 Aralık 2015)



=======================================

    keşmekeş kesisci  26 Temmuz 2014
Burtay mutlu beyin yazdığı herşeye katılıyorum.Bir nokta hariç sistemler sinerjiyi yeniden kurmak için geçirdiği zaman düzensizliktir.Yani sistem her zaman dengede olamaz.Denge çok kırılgandır.
Yani sistem her zaman dengede değilldir.Sadece sistem her zaman dengeyi korumaya çalışır.   

    Ali Aslantürk  26 Temmuz 2014
Makroskobik olarak denge görünse de her zaman dengesizlik vardır. Denge aynı sistemin tekrarlanmasıdır. Ama aynı nehirde iki defa yıkanmak imkansızdır.   

   
    Burtay Mutlu  31 Temmuz 2014
Şeyyy.. Merhaba...
Öncelikle "kritik durum" önermesi bana ait değil.
Dergide okuduğum bir yazının içeriği ve yorumları (numaralı örneklerle, örnek miktarını geliştirdim sadece).
Sadece daha önceki gözlemlerimle çok uyumlu olduğu ve kafamdaki bir soruya cevap verdiği için mantıklı geldi.
Sistemler nasıl değişiyor? Sorusu.

Entropiyle bir çelişki yok. Hatta entropiyi doğruluyor. Sistemin dengede olduğu noktanın her zaman, uyum ile kaos arasındaki ince nokta olduğunu, tüm sistemlerin hep tam bu noktada durduğunu vurguluyor.
Ne zaman iç veya dış kaynaklı bir etki ile sistem dengesi bozulsa, bir kaos oluyor ve tekrar yeni bir denge durumuna kavuşuyor.
Evrenin de başlangıçtaki denge durumundan, artan entropiye genleştiğini düşünürsek, hala içerdiği sistemlerin, tekrar dengeye ulaşma yönünde bir dönüştüğünü düşündüm.
Aynı şekilde kaos teorisi ile de uyumlu… Çünkü düzenden düzensizlik oluşuyor. Yeni bir düzen kuruyor.

Olayın püf noktası (doğru anladıysam ) her sistemin de alt sistemleri olduğu.

Galaksiler kendi içindeki sistemlerinin dengesini oluştururken, diğer galaksileri de etkiliyor.
Onlar aynı şekilde, tekrar diğerlerini, vs.vs. (Tavuk, yumurta hikâyesi gibi…)
İç sistemleri değişirken galaksilerin, galaksiler arasındaki dengelerde değişiyor.

Tam ve bozulmayacak denge, neredeyse limit hesabı gibi bir şey. Limit; denge durumu…
Çok yaklaşabilirsiniz ama asla o limite ulaşamazsınız.

Bu konu üzerinde daha durma gereğini duyuyorum.
Bence 3 yorumda farklı açılardan zenginleştiriyor konuyu.
Sayın Kesisci'nin belirttiği gibi, her zaman dengede değil. Çok kırılgan olduğu için (dengeye yaklaşıyor ) korumaya çalışıyor. Bu yüzden sürekli bir devinim, hareket var.

Sayın Borazan'ın verdiği örneklerde doğrulayıcı; düzensizleşme artıkça (ki bunu dengeye ulaşmak için sistemin kendi içinde yeni dönüşümlere geçme durumu olarak ele alıyorum) yeni "denge hedefleri" oluşuyor.

Sayın Aslantürk'ün de belirttiği gibi aynı (nehir) denge düzeni hiç bir zaman tekrarlanmıyor.

Bu durumdan çıkarttığım 2 sonuç var; temel olarak evren bir düzen halindeyken bir sebeple bir noktada ufacık bir denge-düzen bozulması sonucu(big-bang), bu hale geldiğidir.
Bir yer de okumuştum ama kaynağı hatırlamıyorum. İlk patlamanın enerjisinin, 16 kg altın'ın enerji karşılığı kadar bir değeri olduğuydu.
Eğer doğruysa evren için çok küçük bir miktar olan bu enerji, tüm dengeyi bozarak yeni denge durumunu arayan bir evrene başlangıç olmuş.

Diğer sonuç, evrenin hala dengesini bulmadığıdır. Bu yüzden bazı sabitler bile zamanla veya koşullara göre farklılaşabiliyor olabilir. (???)

Bilemiyorum. Yorum ve düşüncelerinizi bekliyorum

Hiç yorum yok: